Adem Güneş'ten Öğreneceğin Çok Şey Var: Cezasız Eğitim Ne Demek, Neden Önemli?

Ceza yöntemiyle bir davranışı düzeltmeye ve çocuğunu yönetmeye çalışan ebeveynler, istemeden de olsa yavrularına büyük zararlar veriyorlar.

Pedagog Dr. Adem Güneş, “Kişilik Gelişiminde Cezasız Eğitim” kitabında, çocuğuna karşı yaklaşımının nasıl olması gerektiğini ve çocuk eğitiminde nelere dikkat etmen gerektiğini anlatıyor.

Çocuğu ceza ile eğitmeye çalışmanın sonucu koca bir hayal kırıklığından ibarettir

Çocuğun elinde ceza yetkisi bulunan kişiyi “büyük” olarak görüp saygı duyduğu düşünülür. Oysa, bunun bir saygı ilişkisi değil; çocuğun kendini bir zarar vericiden korumak için edilgenleşmesi olduğunu söylüyor Adem Güneş. Çocuk, baskı ve zorlamalar karşısında geçici olarak istenilen davranışları ortaya koysa da aslında hiçbir şey değişmiyor, problemler içten içe daha da büyüyor.

Kendisi de yıllarca çocuk eğitiminde cezanın gerekliliğine inanan pedagog, “konuşarak her sorun halledilebilir” fikrini hayatın gerçeklerinden uzak görüyormuş. Ancak kendisi de çocuklarıyla ebeveynliği tecrübe ettikçe, yaşama dair gözlemleri arttıkça ve mesleki kitapları okudukça cezayla eğitimin koca bir hayal kırıklığı olduğunu fark ettiğini dile getiriyor.

Başka bir uzmanın fark yaratan yaklaşımı da burada: Özgür Bolat Uyarıyor: Çocukları Ödülle Cezalandırmayın!

Ceza ile yetiştirilmiş kişilerin yetişkinlik yıllarında cezasız eğitimin mümkün olduğuna inanması neredeyse imkansızdır

Ceza, çocuk küçükken bir işe yarıyor gibi görünse de yetişkinlik yıllarında pişmanlığa yol açıyor. Pek çok insan cezasız eğitimi duyduğunda “Sanmıyorum.” diye ön yargıyla yaklaşıyor. Bunun oldukça trajik bir sebebi olduğunu söylüyor Adem Güneş.

Kendisi de ceza alarak yetiştirilmiş kişiler cezasızlığı savunacak olursa kendi anne ve babalarıyla çelişiyorlar, bu da ebeveynlerini suçluyormuş gibi hissetmelerine neden oluyor. Onların hata yapmış olması düşüncesi tıpkı bir domino taşı etkisi yaratıyor. İşin ucu kendilerine kadar gelerek, “kendisinin iyi yetiştirilmemiş olduğu” gerçeğiyle yüzleşmelerine sebep oluyor. Bu da bir insanın kişiliğini yeniden sorgulaması demek. Oldukça çarpıcı değil mi sence de?

Bazen, en iyisi olsun diye didinirken hata yapabiliyoruz. Bunlar da bizim önerilerimiz: Hayallerimizdeki Gibi Bir Anne Olmanın 9 Yolu

Ceza, alanı da vereni de tükenmişliğe düşürür

Ceza veren kişi, bir süre sonra cezayla davranışını düzeltmeye çalıştığı kişiyi sürekli yönetmek, yönlendirmek ve kontrol etmek gibi kısır bir döngüye giriyor. Baskı ve kontrolü bırakırsa da her şey rayından çıkacakmış gibi kaygılanıyor. Bu durum hem annenin çocuktan hem de çocuğun anneden bıkmasına sebep oluyor.

İnsanoğlunun en anlamsız çabası, “bir başkasını kontrol altında tutma çabası”dır

Adem Güneş, insanın doğası gereği özgürlüğe yatkın olduğunu ve kontrol altında tutulan kişinin giderek hırçınlaşarak, kişiliğinin bozulduğunu belirtiyor. Çocuk eğitiminde doğru bakış açısı, çocuğu kontrol altında tutmak, onu yönetmek değil; onun kendisini yönetebilmesine yardımcı olmak olmalı. Çünkü çocuğu kontrol altında tutmak; içinde bulunduğu yaş dönemine hapsetmek, duygusal ve zihinsel gelişimini engellemekle aynı şey.

Fazla kontrol iyi değil; birlikte nefes alacağınız güzel aktiviteler yazdık: Temiz Hava, Bol Güneş: Çocuklar İçin 9 Açık Hava Eğlencesi

Çocuğunu korumak için sürekli kol kanat geren anne babaların çocukları, güçlü gibi görünseler de derin kaygılar edinmiştir

Pedagog Adem Güneş’in bununla ilgili çok önemli bir tespiti var. 10 yaşına gelmiş bir çocuğun hala yalnız başına bir iş yapamaması, sürekli anne ihtiyacını hissetmesi, yaşına uygun problemleri çözmek yerine yardım arayışına girmesi, özgürlüğünün engellenmiş olmasıyla ilgili.

Çocuğunu korumak için sürekli kol kanat geren, başına bir şey gelecek diye kaygı taşıyan anne-babaların çocukları, güçlü gibi görünseler de derin kaygılar ediniyorlar. Böyle bir tutumla çocuğunu sevgiyle büyütsen bile, dış dünyaya karşı zayıf, güçsüz ve çekingen olmasına sebep olabilirsin.

Ceza verenin niyeti ne olursa olsun, sonuçta ceza çocuğu incitir ve aşağılar

Bütün ceza vericiler, bunu o kişinin iyiliği için yaptıklarına inanıyorlar. Ancak sebep ne olursa olsun, ceza alan çocuk incinip, üzüldüğünü ve aşağılandığını hissediyor.

Adem Güneş’e göre, ödevini yapmamış bir öğrencinin cezalandırılması, diğer öğrencileri ödev yapmaya teşvik etmiyor. Aksine, “Eğer ödevinizi yapmazsanız başınıza bu gelir.” diye tehdit etmek anlamına geliyor. Oysaki başarılı bir öğrenmenin tehditle ilgili değil; saygınlıkla gerçekleşen bir eğitim olduğunu unutmamak gerek.

Her şey mükemmel olsun isterken bunları yaşama: Annelerin Bitmek Bilmeyen Vicdan Azabı

Ceza, aşağılama içerdiği için bir şiddet eylemidir

“Şiddet, sadece çocuğa fiziksel olarak zarar vermek, vurmak, dövmek değil.” diyor pedagog Adem Güneş. Çocuklarının davranışlarını düzeltmek için cezayı bir araç olarak kullanan yetişkinler bir süre sonra baskının dozunu artırdıklarını ve şiddete başvurduklarını fark edemiyorlar.

Şiddet konusuyla üç bilim dalı ilgileniyor; tıp, hukuk ve psikoloji. Eğer şiddeti psikolojiye göre tanımlamamız gerekirse, her türlü aşağılayıcı ve duygusal zarara uğratıcı davranışın şiddet olduğunu söyleyebiliriz. Ceza da aşağılama içerdiği için bir şiddet eylemi olduğunu aklından çıkarma.

Adem Güneş Uyarıyor: Çocuğuna Karşı Davranışlarının Kökeninde Kendi Çocukluğun Var!

İtaat, iç direncin susması ile oluşan bir “edilgen davranış”tır

Sebep ne olursa olsun, çocuğun baskı ve zorlamalar karşısında tepkiselleşiyor, daha çok söz dinlemez hale geliyor. Üstelik duruma karşı çözüm de üretememiş oluyorsun. Çocuk, kendini cezalandırana karşı hiçbir savunma aracı kullanmadığında, cezalandıran kişiye karşı edilgenleşiyor.

Cezaya meydan okuyoruz: Çocuğunu Özgürleştirecek Bir Eğitim Anlayışı ile Büyüt: 6 Soruda Montessori Eğitimi!