Adem Güneş'ten Ebeveynlere Çocukları İçin Tavsiyeler

Pedagog Dr. Adem Güneş, “Kişilik Gelişiminde Cezasız Eğitim” kitabında, ebeveynlerin çocuklarına karşı davranışlarının derinlerine inerek çarpıcı gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Kitaptan anlattığımız trajik hikayelerde kendini bulabilirsin!

Ebeveynler kendi duygularını onarmadıkça çocuklarını gerçek kendiliğe eriştiremezler

“Gerçek kendilik, kişinin 'duygularında' başkalarının tesirini barındırmaması, kendi mizacına ait hisler taşımasıdır.” diyor Adem Güneş. Gerçekliği, kişinin davranışlarında içtenlik taşıması olarak tanımlayabiliriz. Bir davranışın içtenliği de o davranışın kökenini duygulardan almasına bağlı.

Kendilik ise, kişinin davranışlarına köken teşkil eden duyguların kendisine ait olması hali. Bu durumda, duygularından başkalarına ait hisler barındıran kişi gerçek kendilik içinde olmuyor. Konuyla ilgili olarak bir baba ve oğlu arasındaki çatışmadan bahsediyor Adem Güneş.

Ortaokul dönemine kadar oğluyla arası çok iyi olan ve ne istediyse yapan baba, çocuğunun lise dönemiyle beraber ona karşı davranışlarında sabırsız ve hırçın bir tutum göstermeye başlamış. Baba ve oğul arasındaki ipler iyice gerilince anne dayanamayıp yardım almaya karar vermiş.

Adem Güneş, babayla konuştuğunda onun sevgisiz bir çocukluk geçirdiğini öğreniyor. Ailesinden görmediği şeyi çocuğuna göstermeye çalışan biri olduğundan bahsediyor. Adem Güneş bu kısmı çok önemsiyor. Çünkü babanın zihninde kendi babasından kalan bir babalık modeli yok ve zihinsel şablonu olmadan babalık yapmaya çalışıyor.

Yani bu beyefendi, babası gibi olmamaya çalışırken kendi gibi olmayı da beceremiyor. Burada babanın öncelikle kendi duygularını tamir etmesi gerekiyor.

Çocuğunla ilişkilerini zedelemeden işleri yoluna koyman da mümkün: Adem Güneş'ten Öğreneceğin Çok Şey Var: Cezasız Eğitim Ne Demek, Neden Önemli?

Gerçek kendiliğe erişmek ancak “dürtüsel” yanlarından kurtulmanla mümkün!

Birçok kişi “kendi gibi olma”nın, dürtülerinden arınmadan, içinden nasıl geliyorsa öyle davranmak olduğunu düşünüyor. Aksine, kendini ve ötekini rahatsız edici davranışlara sebep olan duyguların kökenini bulup olumsuz hisleri onarmaya çalışmak daha doğru bir tanım.

Geçmiş yıllarda birikmiş olumsuz anılar, söylemler, yaşamı yanlış anlamlandırmalar insanın duygularına ve davranışlarına yön veriyorsa bu kendilik değil; dürtüsellik diyor, Adem Güneş. Duygularında dürtüler barındıran, bilinçaltı sapmaları bulunan bireyin kendi gibi olması neredeyse imkansız.

Her zaman bir alternatif var, bunu unutma: Özgür Bolat Öneriyor: Defalarca Söylediğin Halde Yapmıyorsa Rol Model Olmayı Dene!

Dürtüler, çocukluk yıllarında edinilir, yetişkinlik yıllarında problem haline dönüşür

Dürtüyü, istemsiz duygusal kasılma olarak tanımlayabiliriz. Zarara uğrayan duygularının bir daha zarara uğramamak için tepkisel durma hali bir nevi. Bizler dürtüleri çocukluk yıllarında ediniyoruz. Yetişkinlik yıllarına geldiğimizde de çaresizlik anlarında karşımıza çıkıyor.

Adem Güneş, dürtülerle yetişkinlik çağına erişmiş bir annenin aslında çok sakin gibi görünse de, çocuğunun beklenmedik bir anormal davranışı karşısında birden çıldırabileceğini, bağırıp çağırabileceğini ve saçını başını yolabileceğini söylüyor. Bununla ilgili bir örnek anlatıyor Adem Güneş.

İsteyerek çocuk sahibi olmuş, 25 yaşındaki bir anne, kontrolünü kaybettiği bir anda 6 aylık bebeğini tokatlamış. Olay ise şöyle gelişiyor. Bebek, annesini bir türlü emmiyor ve uyumuyor. Annenin tüm çırpınışları bebeği karşısında yetersiz kalıyor. Bunun üzerine kadın, eşinden yardım istiyor. Eşi de her şey yolundaymış gibi sakince uyuyor.

Bunun üzerine annenin içinden bir canavar çıkarcasına eşine bağırarak söyleniyor. Bir karşılık alamayınca da “Dayanamıyorum artık!” diye bağırarak çocuğunun suratını sıkmaya başlıyor. Bebeği bu durumdan korkup daha çok ağlamaya başlayınca kadın kendine geliyor ve çocuğunu göğsüne bastırarak ağlamaya başlıyor.

Adem Güneş, bu annenin çocuğuna karşı sevgi problemi olmadığını düşünüyor. Çiftin evliliği de sorunlu değil. Asıl problemin annenin içindeki dürtüleri yönetememesi olduğunu söylüyor. Çocukluk yıllarında anne-babasının ilgisizliği, öğretmeninin onu sürekli cezayla aşağılaması gibi durumlar kadına sürekli kendini kötü hissettirmiş ve kendini hiçbir işe yaramayan biri olarak algılamasına yol açmış.

Derinlerde yer eden bu “hiçbir işi becerememe hali”, şimdi anneliği karşısında ortaya çıkmış. Bu nedenle çocuğuna karşı davranışlarının pek çoğu, aslında senin geçmişinde hissettiklerini ve dürtülerini kapsıyor.

Kendini bebeğine karşı en çaresiz hissettiğin anlarda aklına gelsin: Adem Güneş'ten Öğren: "Nasıl Bakacağım Bu Bebeğe?" Diyorsan Sevk Hislerine Güven!

Geçmişte edindiğin olumsuz hisler seni kötü biri yapmaz belki, fakat yetersiz bir ebeveyn yapar!

Tüm bunların ışığında geçmişinde edindiğin olumsuz hislerin ve dürtülerin seni kötü biri yapmadığını söylüyor Adem Güneş. Ancak dürtülerini yönetemediğin sürece çocuğuna ve onunla olan ilişkilerine zarar veriyorsun.

Adem Güneş bu durumu yıllar önce verdiği bir seminerden sonra yanına gelen bir beyefendinin hikayesiyle örnekliyor. Beyefendi “Hocam, ben de gergin ve sinirli bir babayla büyüdüm. Annem de çok baskın biriydi. Söylediğiniz olumsuz şeylerin hepsini yaşadım, ancak ben kötü bir adam olmadım. Anlattıklarınıza göre bende de bir sorun olması gerekmez miydi?” diye sormuş.

Adem Güneş de bu beyefendiyi onaylayarak, eğer kötü bir baba olsaydı çocuğu için bir pedagoji seminerine gelmeyeceğini söylüyor. Geçmişte edinilen olumsuz hislerin kendisini kötü biri değil; yetersiz bir ebeveyn yapacağını ekliyor. Ardından beyefendinin eşine dönerek, “Eşiniz çocuklarınızla hiç oynar mı?” diye soruyor. Eşi, kocasına bakıp gülümseyerek hayır, cevabını veriyor.

Bunun üzerine Adem Güneş, “Peki eşiniz çocuklarınızın ödevlerine yardımcı olur mu?” diye soruyor. Hanımefendi, eşinin açığını vermek istemezcesine, çocuğunu suçlayarak, “Bizim oğlan çok hareketli, iki dakika masada duramaz. Eşim de biraz sabırsız olduğu için genelde ödevlerini benimle yapar çocuklar.” diyor.

Adem Güneş, beyefendiye dönerek, “İşte çocukluk yıllarında yaşanan baskılar insana bunu yapar.” diyor. Baskı gören kişi, anne-baba olduğunda çocuğuyla oynarken daralıyor, bunalıyor, tahammülsüzleşiyor, içini dürtüler basıyor ve tepkiselleşiyor.

Peki, dürtülerinden kurtulmak için ne yapabilirsin? Çocukluk yıllarından bu yana refleks halinde çalıştırdığın savunma araçlarını kullanmayı bırakmadıkça dürtülerinden arınman mümkün değil. Savunmasızlık, dürtülerinden kurtulmanın en güçlü aracı. Bunu da duygularını bastıracak ve seni öfkelendirecek bir sabır örneğiyle değil; iç genişliğiyle elde edebilirsin.

Neler yapabileceğine dair çözüm önerileri: Çocuğunu Kişiliğine Zarar Vermeden Büyütmek İçin Adem Güneş'in Bu Sözlerine Kulak Ver!