40- 41 Haftalık Gebelik Gelişimi: Hamileliğin Son Demleri!

39. Hafta

Tebrikler, hamileliğinin sonuna geldin! Muhtemelen hayatının en eşsiz dönemini 40 haftalık gebelik macerası sırasında geçirdin. Fakat artık sabrının da sonuna gelmiş olabilirsin. Ama büyük ödüle kavuşmak üzeresin. Bebeğini kucağına alışınla artık seni bu bölümden uğurlayıp, Ay Ay Bebek Gelişimi serisinde ağırlayacağız. Bebek gelişimi ile ilgili aklına takılan tüm soruları orada cevaplayacağız. Ama önce 40- 41 haftalık gebelik ve hamileliğinin son demlerinde yaşayacakların!

Bebeğin artık gününü doldurmuş durumda. Kilosu 2700 ila 4000 gram arasında, boyu da 48-56 cm civarında olabilir. Ama tamamen sağlıklı oldukları halde bazı bebekler daha iri ya da daha ufak da olabilir.

Bebeğin dışarı çıktığında hala fetal pozisyonda büzülmüş olduğunu görebilirsin. Bunun tek nedeni alışkanlık ve rahatlıktır. Daracık rahmin içinde 9 ay geçirdikten sonra şimdi istediği gibi gerinebileceği kadar yerinin olduğunu fark etmesi zaman alabilir.

Onunla karşılaştığınız anda bol bol konuşmayı ve hoş geldin demeyi unutmayın çünkü senin de babasının da sesini tanıyacaktır.

Anne Karnında Günü Geçen Bebek

Eğer bebeğin vaktinde gelmeyecek olursa hiç de yalnız sayılmazsın. Tüm gebeliklerin neredeyse yarısı 40 haftayı geçer. 41.hatta 42.haftaya kadar uzar. Ama doktorun 42 haftayı geçmesine izin vermeyecektir.

Bebeklerin %5’ten azı beklendikleri tarihte doğarlar. Fakat gününü geçirmiş bir bebek çoğu zaman aslında gününü geçirmiş değildir. Tarih baştan yanlış belirlenmiştir.

Daha ender olmakla birlikte bir bebek gerçekten gününü geçirmiş de olabilir. Böyle durumlarda bebek çıktığında genellikle cildi kurumuş, çatlamış, soyulmaya başlamış, sarkmış ve kırışmış olur ama bunların hepsi geçicidir. Bunun sebebi cildi koruyan verniks tabakasının doğum tarihi yaklaşırken önceki haftalarda yok olmuş olmasıdır.

Günü geçmiş bir fetüsün tırnakları ve muhtemelen saçları da daha uzun olacaktır. Cildinde de neredeyse hiç bebek tüyü bulunmayacaktır. Ayrıca daha uyanık, gözleri açık ve dikkatli olarak doğacaktır.

Hastaneye Gitmeyi Beklerken Sakinleştirici Tekniklerden Yardım Al

Bazı kadınlar ağrıyı hafifletmek için doğum sürecinde ilaç kullanmak istemezler. Farklı pozisyonlar, masaj, nefes teknikleri, rahatlama teknikleri, hipnoterapi gibi yöntemler kullanmayı ve olabilecek en doğal yollarla doğurmayı tercih ederler. Bu tür yöntemler genellikle doğuma hazırlık kurslarında gösterilir. Sakinleşmeni sağlayacak farklı gevşeme tekniklerinden destek alabilirsin. Biz de kısaca bahsedelim.

1- Aşamalı Kas Gevşetme

İster başından ister ayaklarından başlayarak her seferinde bir kas grubunu gevşeterek sırayla vücudun diğer bölümlerine doğru ilerle.

2- Dokunarak Gevşeme

Partnerin, şakaklarından başlayarak ensene, omuzlarına, sırtına, kollarına, ellerine, bacaklarına, ayaklarına birkaç saniye süren sıkı ama nazik dokunuşlar yapsın. Sen de o sırada dokunduğu bölgelerdeki kaslarını gevşet.

3- Masaj

Yine partnerin ya da hamile masajı eğitimi almış biri sırtına, omuzlarına, bacaklarına, kollarına masaj yapsın. Alnına ve şakaklarına küçük dairesel hareketlerle dokunsun. Bu hareketler kaslarının gevşemesine ve endorfin hormonu salgılanmasına yardımcı olur. Çeşitli denemelerle mutlaka sana iyi gelecek bir masaj tekniği bulabilirsiniz.

4- Güdümlü Görsellik

Hayal gücünün seni götürdüğü, o çok sevdiğin, huzurlu, seni rahatlatan yerde olduğunu hayal et. Belki yükseklerde yemyeşil bir yayla, belki uçsuz bucaksız bir deniz kenarı, belki sık ağaçlarla kaplı bir orman, belki bir şömine başı, belki o çok sevdiğin hikayenin sayfaları… Ayrıntılar, sesler, kokular, renkler, müzikler… Rahatlamak için bunlardan yardım al.

5- Meditasyon

Bu zihin ve beden tekniği ile dikkatini nefes alma veya bir kelime, cümle ya da sesi tekrarlama üzerinde toplarsın. Meditasyon yaparak bilincini işgal eden düşünce akışına sekte vurabilirsin. Böylece normal düşüncelerin geçici olarak durduğunda fiziksel rahatlama ve zihinsel dinginlik durumuna geçersin.

6- Nefes Alma Teknikleri

Serin, temiz bir havanın ciğerlerine dolduğunu hissederek burnundan nefes al. Tüm gerginliğini dışarı attığını hayal ederek nefesini ağzından ver. Normalden daha yavaş ve daha hızlı nefes uygulaması yap. Hamilelik döneminde nefes çalışmalarını ne kadar içselleştirirsen doğum sancıları geldiğinde uygulaman o kadar kolay olur.

Hastaneye Ne Zaman Gitmeliyim?

Birçok çifte, 5 ila 10 dakika aralıklarla gelen sancılardan 1 saat sonra hastaneye gitmeleri önerilir. Bununla birlikte hastane çok uzaksa, ulaşım zorsa, hava kötüyse en kısa sürede evden çıkmakta fayda vardır.

Doğum süreci henüz gerçekten başlamamışsa hastaneye gittiğinde eve geri gönderilme riskin de vardır. Gittiğin zaman doğum süreci işaretleri açısından değerlendirilirsin ve buna göre karar verilir. Eve gönderilirsen hayal kırıklığına uğrama, mutsuz ya da öfkeli hissetme. Çünkü birçok kadının doğum sürecine girip girmediği tam olarak hastanede yapılan doğum süreci kontrolü işlemi ile anlaşılır. Bu telefonda anlaşılacak bir şey değildir. Bazı hastaneler ise seni geri göndermek yerine bir odada doğumun gerçekleşebileceği zamana kadar beklemeye alır.

Hastanede muhtemelen şu sorulara cevap vermeni isteyeceklerdir:

  • Suyun geldi mi, geldiyse ne zaman?

  • Kanaman var mı?

  • Sancılanıyor musun? Hangi sıklıkla ve ne kadar süreyle?

  • En son ne zaman ve ne yemek yedin?

Paylaşman gereken diğer önemli bilgiler varsa mutlaka söyle. Tıbbi problemlerin, hamilelik sırasında aldığın ilaçlar, varsa yaşadığın komplikasyonlar, varsa nelere alerjin olduğu gibi bilgileri paylaşmalısın.

Doğum Aşamaları: Hastanede Neler Olacak?

Anne adayları doğumları başladıktan sonra hastaneye ulaştıklarında doğum salonuna kabul edilirler. Önce ilk muayeneleri ve rahim açıklıkları saptanır.

Son değişiklikleri görmek için ultrason yapılır. Bebeğin son ulaştığı yaklaşık ağırlık kaydedilir. Bebeğin şu andaki kalp atışlarının ve rahim kasılmalarının düzenini görmek üzere NST (non stres test) uygulanır.

Sezaryen olmayı gerektirecek bir durum yoksa anne adayı belli aralıklarla muayenesi yenilenmek üzere bir odaya alınır.

Devlet hastanelerinin çoğunda mümkün olmasa da baba adayının da rahim kasılmaları çekilirken odada olması ve anne adayına destek olması önemlidir.

Doğumun Olması için Rahim Ağzı Ne Kadar Açılmalı?

Doğum gerçekleşene kadar yaklaşık 20 dakika aralıklarla bebek kalp atışları dinlenir, 1 saat aralıklarla rahim ağzı açıklığı kontrol edilir. Doğum rahim ağzı açıklığı 10 cm’e ulaştığında gerçekleşir.

Özellikle ilk hamileliği olan anne adaylarında rahim ağzı açıklığının 1 cm artması 1,5-2 saat sürebilir. Bebeğin başı rahim kasılması sırasında vajinadan görülebildiğinde anne adayı doğum masasına alınır.

Doğum Sonrası Anne ve Bebek

Güçlü birkaç kasılma ve anne adayının yeterli ıkınması ile öncelikle bebeğin başı vajenden çıkar. Doktor önce bebeğin ağzının içini bir bez yardımı ile siler. Daha sonra bebeği uygun pozisyonlarda nazikçe çekerek tamamen doğmasını sağlar. Ve doğum odası bebeğin sesi ile yankılanmaya başlar.

Bebek bu haftada yaklaşık 50 cm ve 3700 gram’ dır. Bir yandan göbek bağı klemplenip kesilirken bebek annenin karnını üstüne doğru bırakılarak anne ile ilk temas sağlanır.

Daha sonra bebek kurutulup, ısıtılıp temizlenir ve kıyafetleri giydirilir. Bu sırada doktor halen rahmin içerisinde bulunan bebeğin eşini (plasentayı) çıkarır. Doğum yolu ve vajeni olası yırtıklar açısından kontrol eder.

Özellikle ilk hamileliklerde bebeğin çıkışını kolaylaştırmak için açılan epizyotomi (doğum kesisi- bebek doğarken doktorun lokal anestezi sonrası vajen girişi ile anüs arasındaki bölgeden (perine) vajen içerisine doğru yaptığı kesidir) tamir edilir.

Daha sonra bebek yatağına alınan anne adayının kucağına verilir. Ve sonunda yeni anne ilk defa bebeğiyle göz göze gelme imkanı bulur.

Hafta Hafta Hamilelik bölümündeki yazıların hazırlanmasında zaman ayırarak emek veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarımız; Dr Öztürk KARABEY, Op.Dr. Tijen Alkan ve Op.Dr. Fatma Nur Beştay'a değerli katkılarından ötürü teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Yorumlar (1)