Doğurganlık Dönemi Hakkında Bilmen Gereken Her Şey!

Hamileliği planlamaya başladıysan, doğurganlığa dair birtakım temel bilgileri bilmen yararlı olacaktır. Bu sebeple doğurganlık döneminin ne zaman başladığından ne zaman azaldığına, bu dönemde cinsel ilişkiden beslenmeye, doğurganlık sorunlarından doğurganlığın belirtilerine kadar birçok sorunun cevabını bulabileceğin bir yazı yazdık.

İşte doğurganlıkla ilgili 7 soru 7 cevap!

1. Doğurganlık dönemi nedir?

İlk olarak "Doğurganlık dönemi ne demek?" sorusuyla başlıyoruz. Doğurganlık dönemi, adet olmaya başladığın andan menopoza girdiğin zamana kadar geçen süreyi kapsar. Bu dönem aralığında doğurganlığının arttığı ve azaldığı zamanlar olur. Yine de yumurtlamaya devam ettiğin için doğurganlık dönemi içindesin demektir.

2. Doğurganlık kaç yaşında başlar?

Doğurganlık döneminin başlangıcı, adet kanamalarının başladığı zamandır. Bu sebeple kişiden kişiye değişebilir. Kimisi 12 yaşında adet olmuşken, bir diğeri 17 yaşında ilk kez adet olmuş olabilir.

Ancak genellikle adetin 12.5 yaşında başladığını gösteren araştırmalar vardır.

Doğurganlıkla İlgili Efsaneler ve Gerçekler

3. Doğurganlık kaç yaşında azalır?

Yirmili yaşlardaki kadınların, genetik olarak normal yumurta oranının yüksek olması nedeniyle daha yüksek gebelik oranına sahip olduğu bilinir. Bu oran, kadınlarda 27 yaş civarından başlayarak yavaş yavaş azalır. 35 yaşından sonra ise doğurganlık hızlı bir şekilde düşer.

4. Doğurganlık nasıl arttırılır?

Doğurganlığı arttırmak için göz önünde bulundurman gereken birtakım etmenler bulunur. Uzak durmanın iyi olacağı bazı alışkanlıkları hayatından çıkartarak, beslenme düzenine ve cinsel ilişki sıklığına dikkat ederek doğurganlığını arttırabilirsin. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi için, 7 Öneri ile Hamile Kalmanın Yolları! adlı yazımızı okumanı öneririz. Şimdi doğurganlığı arttırmak denildiğinde akla ilk gelen başlıklara geçiyoruz. Önce beslenme!

Doğurganlık için beslenme

Sağlıklı bir yaşam tarzı, her şeyde olduğu gibi doğurganlık konusunda da çok önemli! Ancak, kastettiğimiz fazla olduğunu düşündüğün kilolarından bir anda kurtulabilmek için sabah kibrit kutusu büyüklüğünde peynir, akşam yarım elma yediğin türde bir diyete başlaman değil. Her şeyden önemlisi, sağlıklı beslenmek!

Hepimizin bildiği ama uygulama konusunda sıkıntı çekebildiğimiz beslenme alışkanlıkları edinmen, doğurganlığını arttırmak konusunda işine yarayacaktır. Örneğin; beyaz ekmek gibi kolaylıkla sindirilemeyen karbonhidratların çok miktarda yenmesi, yumurtlamayı azaltır. Buna karşın, lif açısından zengin karbonhidratları seçmek doğurganlığı arttırabilir. Bu yüzden ekmek seçimlerinin beyaz un yerine yüksek miktarda buğday, çavdar, tahıl gibi besinleri içermesi iyi olacaktır.

Denemeye Değer: Bu Besinler Doğurganlığı Arttırıyor!

Ayrıca, hayvansal protein alımını azaltıp, bitkilerden daha fazla protein alan kadınların düşük yapma riskinin daha az olduğu ve doğurganlığının arttığı bilinir.

Bir de çok basit ve yararlı bir öneri de daha bulunalım. Her gün bir bardak süt, küçük bir dondurma veya tam yağlı yoğurt tüket! Basit, değil mi?

Bu öneriler yetmez, daha fazlası lazım diyorsan, Hamilelik Öncesi Beslenme Listesi’nde Bulunması Gereken 10 Yiyecek! adlı yazımız sana yardımcı olacaktır.

Prof. Dr. İsmail Çepni'den hamile kalmak isteyenler için beslenme listesi:

Doğurganlık döneminde cinsel ilişki

Düzenli seks; kadın sağlığı, adet döneminin düzenli ve ağrısız olması yani yumurtlama sorunlarının üstesinden gelebilmek için iyi bir yoldur.

Ancak düzenli ve sık sık cinsel ilişkiye girmenin sperm sayısını azaltarak hamile kalma ihtimalini düşürdüğünü düşünen birçok insan vardır. Bu konuda yapılan son araştırmalar ise bu görüşün yanlış olduğunu göstermiştir. Bu çalışmaların sonuçlarına göre yumurtlama zamanlarında her gün seks yapmak hamilelik şansını arttırır.

Bir de yazı paylaşalım: Eğer gebe kalmayı istiyorsan, gebe kalma ihtimalini arttırdığı düşünülen seks pozisyonlarını öğrenebilirsin. İşte Hamile Kalma Pozisyonları Arayanlara 7 Öneri!

Sigara ve alkolden uzak durmak

Yumurtlamanın hızı ve yumurtaların sağlığı sadece yaşla ilgili değil, yaşam tarzıyla da ilişkilidir. 33 yaşındaki bir kadının yumurtaları 28 yaşındaki bir kadının yumurtalıklarının sayısı ve kalitesine benzer olabilir. Bunun sebepleri arasında akla ilk gelenlerden biri, sigara kullanımıdır.

Ayrıca tütünün, rahim ağzı sıvısında değişiklik yaratarak spermin yumurtaya ulaşmasını zorlaştıran etkileri de bulunur. Aynı şekilde alkol de doğurganlığı azaltabilir ve gebe kaldığın durumda cenine zarar verebilen sorunlara sebep olabilir. Bu yüzden doğurganlığın arttırılmasının yanı sıra sağlıklı gebelik için de sigara ve alkolden uzak durmanı öneririz.

Daha fazla öneri için Hamile Kalmak İsteyenler için Uzak Durulması Gereken 10 Şey! adlı yazımızı inceleyebilirsin.

5. Doğurganlık günü belirtileri nelerdir?

Yumurta ile spermin birleşme oranının en yüksek olduğu döneme yumurtlama dönemi denir. Bu dönemi anlayabilmen için bedeninin verdiği bazı işaretleri takip etmen gerekir. İşte, o işaretler:

  • Vücut ısısında değişiklikler,

  • Memede hassasiyet,

  • Vajinal akıntıda farklılıklar,

  • Rahim ağzındaki değişiklikler.

Daha ayrıntılı bilgi için, Yumurtlama Dönemi Belirtileri: Ovülasyonun 6 İşareti! yazımıza bakabilirsin.

Peki, yumurtlama dönemi hesabı nasıl yapılır? Bunun için adetinin başladığı günü aklında bulundurmalı ve her bir adet döngünün kaç günde tamamlandığını bilmelisin.

Bu bilgilerin ardından ise son adet başlangıcı ile ortalama adet döngüsü gününü toplayıp, elde ettiğin sayıdan 14 çıkartarak tahmini ovulasyon dönemini kolayca hesaplayabilirsin.

Adet Takibini Yapmanı Kolaylaştıracak 5 Mobil Regl Takvimi Uygulaması

6. Doğurganlık yaşı hangi dönemleri kapsar?

Yaşının biraz küçük ya da ilerlemiş olmasının doğurganlığın üzerinde etkili olduğunu belirttik. Ancak bu etki 35 yaşına geldiğinde, “Anne olmanın zamanı geçti.” gibi bir düşünceye kapılmana sebep olacak bir etki değildir. Yumurtlaman azalmış ve önceki zamanlara göre yumurtalarının döllenmesi zorlaşmış olabilir. Ayrıca ilerleyen yaşlarda unutmaman gereken bazı durumlar da oluşur. Örnek olarak şunları sıralayabiliriz.

  • Çoklu gebelik ihtimali artar.

  • Gebeliğe bağlı diyabet sorunu yaşayabilirsin.

  • Gebeliğe bağlı komplikasyon risklerinin artması sebebiyle sezaryen doğum yapabilirsin.

  • Düşük yapma riski ileriki yaşlarda daha yüksektir.

Ancak bunların hiçbirisi trenin kaçtığı anlamına gelmez, söyleyelim. Sağlıklı bir gebelik süreci geçirip, sağlıklı bir bebek sahibi olabilirsin.

En Doğurgan Dönemini Belirlemeni Sağlayacak Yöntemler

Peki, ya küçük yaşlar? Yaş küçüldükçe doğum konusunun çetrefilli bir hale geldiğini belirtmeliyiz. Özellikle 15 yaş ve altında olan çocukların her ne kadar adet olmuş olsalar dahi, doğurganlık açısından yeterince olgunlaşmamış olması bazı riskleri yüksek oranda arttırır. Yapılan araştırmaların sonucunda erken yaşlarda yaşanan hamileliklerin, preeklampsi denen gebelik zehirlenmesi sorununa sebep olduğunu biliyoruz.

Ayrıca anemi, doğumu zorlaştıracak olan baş ve pelvis uygunsuzluğu, bebeğin ölümü gibi riskleri arttırdığını söyleyebiliriz.

Doğurganlığı Olumlu ve Olumsuz Etkileyen 13 Faktör!

7. Doğurganlık sorunları neler olabilir?

Son olarak, doğurganlıkla ilgili sorunların neler olabileceğine değinmek istiyoruz.

Tüplerin tıkanık olması

Hamile kalmak için sperm ile yumurtanın fallop tüplerinde bir araya gelmesi gerekir. Eğer bu tüplerin geçirgenliğinde bir sorun varsa, sperm yumurtaya ulaşamaz ve döllenme gerçekleşmemiş olur.

Rahimde görülen sorunlar

Rahim ağzında görülen enfeksiyonlar ve rahimde oluşan salgıya ait bozukluklar doğurganlık sorunlarına yol açabilir.

Ayrıca rahim bölgesine uygulanmış cerrahi müdahaleler de kısırlık sebebi olabilir.

Endometrit

Rahim zarının iltihabı ve enfeksiyonuna endometrit adı verilir. Bu enfeksiyona sebep olan bakteriler, başlangıçta rahim zarında ürerler. Ardından rahim zarının dışına, yumurtalıklara ve pelvik damarlarına yayılırlar.

Bu enfeksiyonun belirtilerinden bazıları şunlardır:

  • Ateş,

  • Rahmin genişlemesi ve hassaslaşması,

  • Kötü kokulu vajinal akıntı,

  • Titreme,

  • Baş ağrısı.

Doğurganlığı Arttıran 5 Yoga Hareketiyle Tanış!