Ben bayılırdım Doruk bebekken etrafımda oğlu/kızıyla tiyatro veya sinemaya giden annelere. Biran evvel büyüsün de biz de gidelim diye can atardım. Şimdi 26 aylığız ve nihayet zamanının geldiğine ikna oldum, nasıl mı ?
Hep aklıma takılan bir soruydu : Çocuklar tiyatro ve sinema gibi sanatsal keyiflerle ne zaman tanışır diye. Elbette bunun bir standart yaşı yok ama bazen bebek sinemasına 1-1,5 yaşında bebeğiyle de giden anneler duyuyor bunun bizim için biraz erken olduğunu düşünüyordum. Dorikus gitmez, gitse de 5 dakika sonra ünlü mızıltılarıyla salonu şenledirirdi, ben hiç niyet bile etmedim.
Ama Mickey Mouse karakterlerini içeren Disney Live ! Mickey'in Çılgın Yolculuğu gösterisinin İstanbul'da olduğunu duyunca kafamda bir ampül yandı. Tiyatro tadında bir sahne deneyimi, hem de sevdiği karakterler Mickey dünyası Dorikus'a iyi gelebilirdi. Tek emin olamadığım 1,5-2 saatlik bir zaman dilimi boyunca ses ve ışık gösteriminin, yüksek volümlü müziğin olduğu bir ortamda durup durmayacağıydı. Ne kaybederim ki diye düşünüp bilet aldık. En kötüsü izleyeceği kadar kalır, sorun yaşarsak erken çıkardık . Gerçi erken çıkmanın tarifi ne derseniz ; ümidim en azından 30-40 dakika kalmaktı, verdiğimiz bedele yazık olmasın diye. Bu düşünceyle yola düştük.
Bu noktada küçük bir detay vermekte fayda görüyorum. Bu tarz yabancı patentli gösterimler için seçilen mekanlar genelde akustik salonlar oluyor ve içerisi 4000-5000 koltuklu. Bu da salonun çok kalabalık olması demek. Çocuklarınız aşırı kalabalıktan ve yanınıza oturan yabancılardan huylanabilir. En ideali , kısa süre kalma ihtimalini de hesaba katarak evinize yakın noktalardaki gösterileri seçmek. Biz o riski göze alıp Acıbadem'den Bayrampaşa'ya ( yolda hiç bir yönlendirme tabelası olmaması ve haftasonu seansı yüzünden trafiğe de takılıp ) uupuzuuunn bir yolculuk yaparak gittiğimizden zaten bezmiş bir şekilde girdik gösteriye . Bayrampaşa Ora Arena içindeki şov merkezi gerçekten güzel bir kültür noktası olmuş. Havadar, acil yiyecek içecek ihtiyaçları için donanımlı bir büfesi var. Koltukları rahat, sıra aralıkları geniş ve önünüzdeki seyircilerin hareketleri sahneyi görüş açınızı etkilemiyor. Ancak ulaşım için yollarda doğru dürüst bir yönlendirme tabelası yok. Bu eksikliğe dikkat etseler fena olmaz.
Şov başladı, ben ilk 5 dakika sesini çıkarmayan Dorikus'u yan gözle seyretmekten başka bir şey yapamıyorum. İlk deneyiminin sevdiği karakterlerin gösterisi olması başlangıçta dikkatini vermesine sebep oldu. Dans ve müzik ile alkışlamaya teşvik edilmesini sakince karşıladı ve hemen uyum sağladı. biraz kıpırdanmaya başlayınca " Elma yer misin ? " kozumu öne sürdüm. Kırmızı elmayı ısıra ısıra yemek onu arabada huysuzlandığında rahat rahat 30 dakika kadar oyalayan bir unsurdu, burda da işe yaradı. " Elma bitince kurabiye ? " dedim , hemen kaptı :) Böylece ilk yarıyı tamamladığımızda ben zaten ilk hedefim 45 dakikayı tamamladığımdan durumdan pek memnundum. Ara verilince gitme teşebbüsünu da savuşturmayı denedim. " Su içmeye gitmişler, yemek yer gelirler biraz bekleyelim " dedim. Çok memnun kalmasa da sesini çıkarmadı. Ara süresince en sevdiğimiz Mickey kitaplarımızı çıkarıp okuduk, resimlerine baktık. Karakterlerin üstünden birer birer geçip ," Birazdan sahneye çıkacaklar, bakalım sarı t-shirt mü gitmişler, mavi pantalonları mı var" ... diye diye ikna edebildim. 2. yarı başlayınca da " Aaa Kırmızıymış pantalonu ! " gibisinden sahneye ilgisini çekmeye çalıştım. Ne kadar kabul gördü bilmiyorum ama dans ve müzik onun hep ilgi duyduğu kavramlar o yüzden beni destekleyen esas unsurlar onlar oldu. Ve hiç beklemediğim bir şekilde 2. yarınında sonuna kadar sorun çıkarmadı. İlk gösterisi, yüksek volümlü bir ortam ve paşa paşa koltuğunda oturan, dahası keyif alıp sık sık alkışlayan bir minnak. Oh değmeyin keyfine, keyfimize.
Tamam dedim olmuş bu çocuğum. İlk gösteri için 1,5 saat risk almak demekti ama o dert etmedi, dolayısıyla bundan sonra kısa kısa da olsa aktivite programımıza sahne sanatlarını, tiyatro , çocuk sineması gibi alternatifleri de eklemeye karar verdim. Anne baba genlerini almışsa sinema & tiyatrodan keyif alan bir minik adam olacağından eminim.
Siz de denemeye kararlı iseniz; gösteri Bayrampaşa Ora Arena'da 5 Şubat 2012 tarihine dek izlenebilir. Sadece sanatsal bir aktiviteye gitmeden bir iki hususa dikkatinizi çekmek isterim :
- Eğer önceden aşina olduğu, sevdiği karakterleri içeren bir gösteri seçerseniz, dikkati dağıldığında hakkında konuşacağınız, ilgisini ve merakını taze tutacağınız bir kozunuz olabilir.
- Mutlaka ve mutlaka yanınıza su, süt, meyve suyu, meyve, kuruyemiş, kek, kurabiye gibi oyalayacak ve açlığını/susuluğunu giderecek gıdalar alın. Aynı zamanda oyalamak için de işe yarıyor. Gittiğiniz yerin büfesi olmayabilir, olsa bile içecekler soğuk ya da tercih etmeyeceğiniz hazır gıdalarla donatılmış olabilir. Seçeneklerinizi kontrol altında tutmakta fayda var.
- Uykusunu almış bir anda izlemek de çok önemli, aksi takdirde huysuzluk katsayısı artabilir ve keyif alacağı halde hiç seyretmek istemeyebilir.
- Oyun hamuru, bir iki minik oyuncak, kitap aralarda onu oyalamanız için gerekebilir, çantanıza atıverin.
- Gösteri mekanı kalabalıktan dolayı sıcak ve havasız, ya da serin olabilir. Kıyafetlerinde alternatifli olmaktan zarar gelmez.
- En önemlisi de ; beklentinizi yüksek tutmayın. Onun için gidiyorsunuz ve seçimi siz yapıyorsunuz. Beğenmediği / sıkıldığı zaman çıkmanız gerektiğini aklınızda tutun. Zorla sanat sevgisi kazandırmak mümkün değil bence.
Eğer sizin de aklınıza gelen , işe yarayan öneriler varsa lütfen paylaşın.
Sena Baran
www.dorikus.com