Çocuk büyütmek mi? Çocuğun büyümesine eşlik etmek mi?

Çocuğunuzu büyütmeye karar verenlerdenseniz muhtemelen evde eğitimsel aktiviteler ve etkinlikler yapıyorsunuz. Çocuğunuz henüz 2 yaşında olsa da masada oturup kalem tutan, resimler çizen, oyun hamuru ile sanata ilk girişini yapan bir çocuk!

Çocuk sahibi olmanın binbir zorluğundan biri de, çocuğun gelişimi için doğruyu yapabilme kaygısıdır. Henüz küçük yaşlardaki bebeğiniz için; doğru oyun oynama, zihinsel, fiziksel, psikolojik ya da sosyolojik belkide fizyolojik gelişimine katkı sağlayacak doğru davranışları pekiştirme gibi sorumluluklar ile uğraşırken o büyüdükçe sorunlar; doğru okulu, doğru çevreyi ve ona uygun sosyal aktiviteleri şekillendirebilmeye dönüşür.

Bazen, bir yanımızı gibi boşvermişlikler sararken, okuduğumuz bir bilimsel araştırma müzik aleti kullanan çocukların diğerlerine kıyasla beyinlerinin kat kat daha iyi durumda olduğunu bize söylüyor ve sarsılarak vicdan azabı ve sorumluluk duygusu ile doluveriyoruz.

Duyu Bütünleme Terapisi Uzmanı ve Fizyoterapist Ebru Sidar, annelere çocuk büyütmenin püf noktasını anlattı.

Benim hikayem

3-4 yaşlarındaki çocuğunuz ilgi alanlarını ve tercihlerini size çok da iyi anlatamayacağı için onun için doğru adresleri seçmek ya da doğru ev içi eğitimi vermek hep ebeveyne kalıyor. İnternette ise küçük yaşta akademik eğitimin ne kadar muhteşem sonuçları olduğunu savunan bir kesim varken bambaşka bir kesim ise erken başlayan akademik eğitimin zararlarını anlatıp çocuğun hep oyunla gelişmesi gerektiğini savunuyor.
Yeterince kafamız karışık değilmiş gibi eşimizin, dostumuzun, hatta hiç tanımadığımız yabancıların 'ay hala yürümedi mi? ' 'Bizimki bu kadarken 365729 kelime söylüyordu sizinki daha anne demedi mi' diye baskı ve stres kaynağı olan muktedir sözleri de tuz biber oluveriyor.

Söze kendi hikayemle devam edeyim;
Bir kısmınız bilir; ikiz annesiyim. İkizlerim çok da erken olmayan bir zamanda, (36 haftalıkken) çok da kötü olmayan kilolarla (3 ve 2,5) doğdular. Birisi solunum sıkıntısı yaşadığı için 1 gece önlem olarak kuvözde kaldı, ertesi sabah kucağımdaydı.

Meslek hayatının 15 yılını çocukların gelişimine adamış bir çocuk terapisti olarak elbette harika çocuklar yetiştirecektim ve bunun için çok heyecanlıydım. Doğumdan sonra yenidoğan reflekslerinden göz hareketlerine, gereken tüm kontrolleri doktorlardan sonra ben de ayrıntısı ile yapmıştım.

İşe kundakla başladım. Yarım kundak yapılan bebekler yenidoğan reflekslerinin verdiği huzursuzluklar nedeni ile uykudan sık sık uyanmaktan kurtuluyor ama aynı zamanda ellerine, gövdelerine bol bol proprioseptif uyaran veriyor, vücut farkındalıkları pekişiyordu. 3 boyutlu, kontrast renkli oyuncaklarla sık sık oynattım, onlarla bol bol konuştum, bakımlarını hiç ihmal etmedim, her akşam masajla gelişimlerini destekledim.

Aren ve Uras daha 2 aylıkken yüzüstü zamanlarına başladılar mesela. Her gün en az yarım saat yüzsüstü pozisyonda oyunlar oynadık. 6. aylarına kadar bebek gelişimi ile ilgili olan bildiğim, bilmediklerimi de okuduğum onlarca kitaptan öğrenerek önerilen oyun, aktivite vs her ne varsa yaptım, yaptırdım.

Bebeklerim 4 aylıkken çok sevdiğim ve güvendiğim doktorumuza aylık kontrole götürdüm. Muayenenin ardından rutin sorulara geçtik. Bu ay bu sorulara yeni birini eklemişti. 'Dönmeye başladılar mı?' sorusunu hafifçe gülümseyerek cevapladım. 'Hayır, henüz biraz erken sanırım'. Çünkü ortalama bir bebek 6 aylıkken döner. Biliyordum.

5 aylıkken aylık kontrolümüzde tekrar soru doktorumuz: 'Döndüler mi?' Yine gülümseyerek yanıtladım. 'Hayır, 6 aydan önce dönmeyecek sanırım benim kuzular'. 6. ay kontrolümüzde de aynı soru: 'Döndüler mi?' Cevap umut dolu: Hayır ama bu ay artık dönecekler sanırım' 7, 8 derken bizim bebeler bir türlü kendi etraflarında dönmediler! Doktorumuzun yanıtı ile her seferinde tüylerim diken diken oluyordu. Son derece huzurla gülümseyerek ağızdan çıkan; 'Olsun, olsun' ve sessizlik...

Normal gelişimsel periyotta ortalama 8 aylıkken beklenen emeklemenin de zamanında olmadığından bahsetmeme gerek yok sanırım.

İkiz bebek sahibi olanlar yaşadıkları için, tek bebek sahibi olanlar iki katı zorluğu hayal ederek iki bebeği aynı anda büyütmenin ne kadar çetrefilli bir süreç olduğunu bilirler. Ben de kucağımda iki bebekle hastaneden çıkıp da eve geldiğimde, başıma geleceklerin sadece onda birini hayal edebilmiş olduğumu tek tek yaşayarak öğrendim. İlk çocuklarımdı, karakteristik yapım mükemmelliyetçi ve hataya tahammülsüzdü.

Sonra hayatımda başıma gelen en güzel şey oldu. İlk hafta kontrol için doktorumuzun muayenesine gitmiştik. Daha önceden birbirimizi tanıdığımız için Mehmet Bey az çok ne kadar panik bir durumda olduğumu sezinlemiş olmalı ki, anneliğe bakışımı değiştiren ve daha rahat, daha huzurlu bir anne olmamı sağlayan o sözleri söyleyiverdi: 'Siz bebek büyütmeyeceksiniz, bebek zaten büyür siz ona eşlik edeceksiniz'

Onlar büyüdükçe, tecrübe ettikçe, yaş aldıkça ve aslında; 'mükemmel ve hatasız' bakılmadan da, zaten mükemmel olduklarına şahit oldukça bu sözü çok daha iyi anlıyorum.

Fiziksel gelişimlerini destekleyecek her şeyi erken dönemde yaptığım halde 16 aylıkken ve artık 2 bebeği aynı anda kucaklamaktan oluşan bel ağrılarından bıktığımız için aldırdığımız duyu bütünleme terapisiyle yürüyen, hiçbir çaba sarf etmediğimiz, sadece oluruna bıraktığımız halde 18 aylıkken 3 kelimeli cümleler kuran, 21 aylıkken 4 kelimeli 2 cümleyi ardarda sıralayabilen 2 bebek annesiyim.

Çocuğunuzu büyütüyor musunuz yoksa onun büyümesine eşlik mi ediyorsunuz?
Çocuk büyütmekle çocuğun büyümesine eşlik etmenin birbirinden ne kadar uzak kavramlar olduğunu yaşadıkça çok daha iyi anladım.

Çocuğunuzu büyütmeye karar verenlerdenseniz muhtemelen evde eğitimsel aktiviteler ve etkinlikler yapıyorsunuz. Çocuğunuz henüz 2 yaşında olsa da masada oturup kalem tutan, resimler çizen, oyun hamuru ile sanata ilk girişini yapan bir çocuk!

Ben çocuklarımın büyümelerine eşlik etmeye karar verdim. Evimizde masa ve sandalye var. Üzerine tırmanıp parkur yapmayı tercih ediyorlar. Kalem ve kağıt var. Kalemi yemeyi, kağıdın kaç parçaya ayrılabileceğini deniyorlar.

Bazı oyuncaklarla neler yapabilecekleri hakkında fikirler vermeyi ve sonra kenara çekilip onlara bırakmayı tercih ediyorum. Onlarla geçirdiğim zamanın daha az 'etkinlik' daha çok 'sevgi' dolu olmasını sağlamaya çalışıyorum. Oyunların hiçbirini kuralına göre oynamamalarından rahatsız olmuyor, tam tersi, yaratıcılıklarını ilgiyle izliyorum. Akışına bırakıyor, ilgiyle izliyor ve her anın tadını çıkarıyorum. Büyüdükçe ve hazır oldukça zaten kendiliğinden yapabilecekleri hiçbir şey için acele etmiyorum.

Çocuk büyütmek zor ama büyümelerine eşlik etmek çok güzel!

Yorumlar (0)