Hamilelikte kilo kontrolü mümkün mü? Bence değil!

Nasıl gıpta ediyorum hamileliğinde tek basamaklı kilo alan insanlara anlatamam. Geçen gün bir arkadaşımdan öğrendim; ilk hamileliğinde 8 kilo almış, hatta kızı 41. haftada doğdu diye suyu azalmış ve mevcut 8’in 1.5 kilosu daha gitmiş. Etti mi size 6.5 kilo!

Beşikte Durduğu Gibi Durmuyor kitabı yazarı Dicle Keskinoğlu, hamilelik kiloları ile ilgili tecrübesini anlatıyor.

Nasıl gıpta ediyorum hamileliğinde tek basamaklı kilo alan insanlara anlatamam. Geçen gün bir arkadaşımdan öğrendim; ilk hamileliğinde 8 kilo almış, hatta kızı 41. haftada doğdu diye suyu azalmış ve mevcut 8'in 1.5 kilosu daha gitmiş. Etti mi size 6.5 kilo! Bu ne canım manavdan portakal mı alıyoruz, kilo almanın da bir adabı ne bileyim ben, bir heybeti olur. Öyle anoreksik bir tip falan da değil. Gayet iştahlı, balık etli, yeme bozukluğunun kıyısından geçmeyen, yemek için yaşayan aklı selim birisi. Gerçekten takdire şayan.

Nitekim her iki hamileliğimi de noktalarken, çoktan iki basamaklı sayılara geçmiş 4 ile 5'in karesi arasında seyrediyordum. Sorsanız, öğlenleri kuzu çevirip akşama da ikişer tepsi el açkısı börek yemiyordum. Son derece mazbut, mükellef bir sofrada, ortalama öğünlerle beslendim. Duruma, Türk tipi bir açıklama getirip, su içsem yaradı demek istemiyorum ama normal şartlarda ultra zayıf olduğum için sanıyorum, vücudum bir nevi demiş olabilir.

İtiraf etmem gerekirse, abartılı hiçbir şey yemedim. Ama besin piramidine müthiş sadık ilerledim. Akşamüstüleri meyve saatimde, telefonumun alarmı çalıyordu siz düşünün. Ama en nihayetinde kilo aldım ve açlığıma direnmedim. Aç olan gözüm müydü, duygularım mıydı yoksa karnım mıydı bilemiyorum ama ben hazır oturmuşken üçü için de yedim.

35 kilo alıp 2.5 kilo bebek de çıkarabilirsiniz!
Uzmanlar her konuda olduğu gibi bu konuda da rakam vermekten geri kalmıyor ve hamilelikte maksimum 12 kilo almalısınız deyip arkalarını dönüp gidiyorlar. Dahası ilk üç ay genelde kilo alınmaz, aksine kilo kaybı bile olur diyorlar. Peki ya olmadıysa, ya hamile statüsüne erişmiş taze anne adayımız her tartıya çıktığında ekranda yazısı çıkıyorsa. Alın size hamile hamile sıkıntı! Ben bu çocuğu nasıl büyüteceğim stresi yetmiyor, bir de beni yuvarlayarak mı hastaneye götürecekler stresi peydah oluyor. Hormonlar eksik olmasın, zaten aynı cümle içinde bile 40 ayrı duygu yaşatırken, neredeyse 10 ay gibi bir zaman içinde takdir edersiniz ki kilo konusuna bakış açınız da durmadan değişiyor. Bir sabah uyanınca derken, öğlen noktasına gelebiliyorsunuz. Kaldı ki bir sonraki sabah, hurafesine inanmanız yüksek muhtemel. Hani bebeğin doğum kilosu, sizin aldığınız kilolarla doğru orantılıdır üzerine kurulu şehir efsanesi. 35 kilo alıp 2.5 kilo bebek doğuran bir tanıdığım var. Umarım yeterince bilimsel olmuştur.

O karın illa ki büyüyecek!
Şimdiye kadar hamileliğini beslenme uzmanı, diyetisyen ve spor hocası eşliğinde yürüten onlarca kadına rastladım. İnanın sonuç pek farklı olmadı, evet belki biraz daha kontrollü kilo alındı ama en nihayetinde alındı. O karın illa ki büyüdü, devleşti, bel oyuntusu bir dahaki emre kadar ortadan kayboldu, yanaklar tombikleşti, popo da payına düşen görevi başarıyla yerine getirdi. Az kilo alacağım diye, nefsiyle üçüncü dünya savaşı yapan anne de, buzdolabından annem çıksa yerim diyen anne de, en nihayetinde koca göbekli birer gebeye dönüştü.

Kısa sürede üst üste yaşadığım hamilelik tecrübelerim bana her nedense, bu dönemde anne adayının aç kalmaması gerektiğini ve kendini iki dilim ekmek, bir tabak patates kızartması gibi uyduruk sebeplerle sıkmaması gerektiğini gösterdi. Nitekim ilerleyen aylarda, normal şartlarda durmadan içeride taklalar atan bebeğin, annenin uzun saatler aç kalması sonucu hareket etmeyi bırakıp, anneye kalp krizi yaşatma girişiminde bulunduğunu deneyimleyeceksiniz.

Ve tabii hamilelikte iyi beslenmeyen annelerin çocuklarının her türlü gelişimini vaktinden geç tamamladığını, olur olmadık şeyleri vesvese haline getiren annelerin bebeklerinin de, mütemadiyen ağladıklarını söylememde fayda var. Literatüre girmiş araştırmalar olmasa da, pek çok örneğini gözümle gördüğüme yemin edebilirim. O yüzden şimdi televizyonun karşısına uzanın ve şayet karnınız gurulduyorsa, hem lezzetli hem de çocuğunuz için nitelikli bir şeyler yiyip tadını çıkarın. Ne kadarla doyuyorsanız, kendinizle savaş vermeyin, yiyin. Bitirdikten sonra da güzelce göbeğinizi sevin. İkinize de afiyet olsun!

Yorumlar (3)