Çocuk da Ahlak Yapısının Oluşmasında Çevrenin Önemi

İnsanın doğuştan getirdiği değerlere çevreden eklenenler katıldığında ve bunlar eğitim aracılığıyla karışıp biçim aldığında, kişi ü...

İnsanın doğuştan getirdiği değerlere çevreden eklenenler katıldığında ve bunlar eğitim aracılığıyla karışıp biçim aldığında, kişi üç yönüyle, biyolojik psikolojik ve sosyal nitelikli bir bütün olarak ortaya çıkar. Birey; kültürün, eğitimin, yani çevre etkilerinin bedenlendiği yapısal ayrılıklarla, toplumdan topluma farklı özellikler gösterir. Keza aynı toplum içinde, aynı kültürel değerlerle yoğrulan insanlar, doğuştan getirdikleri farklılıklar ve ikinci derecedeki eğitim çeşitlenmeleriyle birbirlerinden ayrılırlar.
Sözgelimi, Amerikan ulusunun temel besinlerinden biri sığırken, Hint ulusu kutsal olarak tanıdığı bu hayvanları bir besin maddesi olarak dahi düşünemez. Az gelişmişlik süreci içinde bulunan bazı Afrika ülkelerinde halkın avcılığa büyük önem vermesine karşın, uygar dünyanın birçok ülkesinde hayvanlar özel kanunlarla korunmaktadır. Bir Japon, sade bir yer yatağında büyük bir huzurla uyuyabilirken, bir Avrupalı ancak konforlu ve yüksek yataklarda rahat edebilmektedir. Doğu ülkelerinde dilencilik çoğunlukla bir fakirlik mesleği, sadaka vermek yüksek gönüllülük ve cömertlik olarak kabul edilirken, Batı Avrupalı bir kişi için her ikisi de aynı oranda yanlış birer davranıştır.
Bazı kültürlerde genç kızlar son derece serbest ve bir erkek çocuktan ayırt edilmeden yetiştirilirken, bazı kültürlerde aşırı bir baskı altında, küçük yaşlardan itibaren erkek çocuklardan uzak tutularak yetiştirilir. Öyle ki, karşı cinse yüzlerini göstermeleri dahi günah korkusuyla önlenir.
Avustralya ve Afrika'nın bazı kabilelerinde, düşmanının başını kesmek bir onur ve itibar aracıdır. Böyle bir kabileden alınıp uygar dünyada yetiştirilen küçük bir çocuk, bu töreyi benimsemez. İleride bu töre kendisine kabul ettirilmek istendiğinde karşı koyar. Tersi bir uygulamayla, uygar dünyadan alınan çok küçük yaşlardaki bir çocuğun, Kelle Avcıları arasında yetiştirilmesi hâlinde aynı töreyi benimseme olasılığı büyüktür.
Pek çok kişi, haklı bir amaç uğrunda ülkeleri için çarpışmayı ve gerekirse canlarını vermeyi doğru ve gerekli görürler. Bir kısım insanlarsa, ne amaçla olursa olsun savaşı korkunç bulur, insan öldürmeyi reddederler. Belirli bir sosyokültürel düzeyde bulunan ana babalar, çocuklarına dövüşmenin kötü olduğunu belletirken, bir başka kümede yer alanlar, çocuklarına gerekirse haklarım güç kullanarak almalarını öğütlerler.
Yukarıda saydıklarım, kişilerin içinde yer aldıkları çevrenin etkisiyle ne denli çeşitlendiğini gösteren birkaç örnek yalnızca. Tümünü sıralayabilmekse olanaksız. Bu farklılıklar, yaşamın hemen her alanında görülebilir. Ulusların dinlerinde, dillerinde, yemelerinde, içmelerinde, giyinmelerinde, gereksinmelerini gidermelerinde, evlenmelerinde, yaşamlarını sürdürmede, doğumda, ölümde, yaşamı ele alış biçimlerinde görülen farklar, belirleyici, tanımlayıcı ve ayırıcıdırlar.
Her birey, içinde yaşadığı toplumun damgasını taşır. İnsan davranışlarının almak zorunda olduğu biçim, içinde yaşadığı toplumun, ırkının, sınıfının, dininin, devletinin yaptırıcı gücüyle çizilir. Ekonomi, din, ırk ve sosyal alanlardaki farklılıklar, uygulama ve inançta görülen çeşitlenmelerin çoğunu açıklar. Kişi büyüme süreci içindeyken kendisine hangi kümenin daha fazla etkide bulunduğuna bağlı olarak belirli değerler kazanır. Bu zorunlu bir sonuçtur. Yoksa; içine doğduğu, geliştiği, yaşadığı ve yaşamak zorunda olduğu topluma ters düşer. Onlara yabancılaşmak durumunda kalır.
Ahlaki değerler, sosyal değerler arasında yer almakla ve toplunum yaptırım gücüne bağlı olmakla birlikte, daha çok yakın çevrenin çocuğa öğrettikleriyle gelişir. Bunlar; aile, arkadaş ve okul çevreleridir.
Çok Bilmiş Blogcu Anne < Alim Anne > sizler için yazdı.... http://www.alimanne.com Çocuk da Ahlak Yapısının Oluşmasında Çevrenin Önemi konulu yazımın sizlere ışık tutması dileğiyle...

Yorumlar (0)