Kendine uzman: Teknoloji, kork çocuklardan!

Anneme dokunmatik ekranlı telefon almayı mümkün mertebe erteledik. Başımıza gelecekleri bildiğimiz için birkaç yıl oyaladık, geciktirdik, tüh kalmamış, vah vah stoklarda yokmuş şeklinde ileri tarihlere atarak epey rahat ettik.

adında amatör bir annenin itirafları kitabı ve , , , , adlarında yetişkinleri şaşırtan sorular üreten parlak fikirli çocuklara özel 5 hikaye kitabı yazarı Dicle Keskinoğlu; çocuklar ve teknoloji konusuna değiniyor:

Anneme dokunmatik ekranlı telefon almayı mümkün mertebe erteledik. Başımıza gelecekleri bildiğimiz için birkaç yıl oyaladık, geciktirdik, tüh kalmamış, vah vah stoklarda yokmuş şeklinde ileri tarihlere atarak epey rahat ettik. Rahat ettik diyorum, çünkü anneme yeni bir teknolojik fonksiyonu anlatmak, yeni doğmuş bir bebeği yürütmek kadar imkanlı bir aktivite. Birincisi katiyen anlamıyor, ikincisi bence ve ailenin bu konudan muzdarip bilimum genç üyesine göre, anlamak istemiyor, üçüncüsü korkuyor. Öyle böyle değil, bayağı bayağı korkuyor. Sanki ocağa yaklaşıyormuş da eli yanacakmış, uçurumun kenarındaymış da aşağıya kayacakmış gibi, yanlış bir şey yapacak diye ödü kopuyor. Sebebi belli, teknolojiyle büyümedi. Onun için teknoloji, 007'nin kadınları tavlamak ve kriz anında mekandan tüymek için kullandığı havalı birer aletti. Muhtemelen beyaz perdede izlediği tecrübeler ona, yanlış düğmeye basılırsa her an patlayabileceği, kötü ellere geçerse başına olmadık çoraplar örebileceğini öğretti. Bu sebeple annemin teknoloji ile münasebeti, benim muhtelif saatlerde telefonumun çalması ve telefonun ucundaki çaresiz annemin ya da şeklindeki serzenişlerinden ibaretti.

Bizim nesil olayı ilkokulda çözdü. Tam olarak, direkten döndük diyebiliriz. Sokakta oyunumuzu da oynadık, üç boyutlu arkadaşlıklar da kurduk. Saklambaç, yakalamaç, sek sek, iztop gibi bilimum diz ve kafa yaran oyunla da müşerref olduk ve aynı şekilde sanal dünyanın da tadına doyduk.

Bizden sonraki nesil ise yani bizim minik yavrularımız, dişlerini tablet bilgisayarla kaşıdı. Sütlerini Bluetooth özelliği olan biberonda içtiler, pusetlerinde de GPS özelliği vardı. Şimdi kalkıp bu çocukların teknolojiden korkmasını falan beklemiyorsunuz herhalde. Aralarındaki bağa pek ilişki denmez, nitekim ilişki bile arada sırada ayrılık gerektirir. Onlarınkine daha çok entegre bir yaşam diyebiliriz. Etle tırnak, tencere kapak, Laurel ve Hardy gibi benzetmelerle durumu açıklayabiliriz. Devir teknoloji devri, bizim çocuklar ise tamamen teknolojinin eseri.

Mini dediysek oyuncak olsun demedik

Steve Jobs, Ipad Mini'yi tasarlarken muhtemelen sadece boyutunun küçüklüğünü ima ediyordu. Yoksa anneler çocuklarına bir köfte daha yedirsin diye sofrada ellerine verdikleri minik bir alet hayal etmiş ve tasarlamış olamaz öyle değil mi? Ama oldu, Ipad Mini'nin geldiği son nokta bildiğiniz çocuk oyuncağı. Bundan yıllar önce henüz ebeveyn olmam bir tasarı bile değilken, yanımdaki masaya 7 çocuk ve iki anne oturdu. diye söylenirken, anneler çantalarından tam 7 adet portable DVD Player ve kulaklık çıkardı. Çocukların hepsi hipnoz moduna geçti. Annelerin, çocuğunu büyütüp üniversiteye göndermiş ifadeleriyle yemek yemeleri bir yana, çocuklar nasıl mutlu ve huzurlu bir akşam geçirdi anlatamam. Tabii bizler de... Sanıyorum henüz çocukları uzaktan sevdiğim, sahibinin yanında okşadığım zamanlar olduğundan bana müthiş anormal gelmişti. Hatta anneleri inceden inceye tenkit bile etmiştim. Fakat o gün için ütopik olan bu durum, bugün son derece yaygın değil mi? Çocukların teknoloji ve vaat ettikleri karşısında sakinleşip, büyülenmediğini, belki de biraz uyuşup, dış dünyadan kopma eğilimi içinde olmadığını kim iddia edebilir ki?

Doz aşımı olmazsa faydalı sayılabilir

Aslına bakarsanız, henüz bir yaşındayken, yürüyemeyen, adını söyleyemeyen fakat babasının akıllı telefonunun tuş kilidini, parmağını ustalıkla kaydırmak suretiyle açan süper zekalar, farkına varmadan ticaretin içine de adım atmış oldular. <Çocuklar için teknoloji> sektöründe söz sahibi birer birey haline geldiler ve direkt hedef kitle konumuna geçtiler. Çocuklardaki potansiyeli keşfeden girişimciler o gün bugündür, onlar için, sözüm ona çocuk dostu tasarımlar üzerinde çalışıyorlar. Buradaki çocuk dostu ifadesinin çocuklara fayda sağlayacak değil, çocukların kolaylıkla kullanacağı, demosunu görüp beğenip kullanıp, anne ve babasına tutturma yöntemiyle aldıracağı tasarımlar olduğunu söylememe gerek yok diye düşünüyorum. Yeri gelmişken, teknolojinin çocuklar için faydalı mı yoksa zararlı mı olduğu konusu, tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar sorusu kadar şaşırtmalı ve ceremeli. Dozajı ilaç gibi ayarlandığı, tavsiye edilen miktar aşılmadığı ve önerilen kullanım şekilleri ihlal edilmediği sürece, bir çocuğa müthiş kolay ve eğlenceli bir biçimde, yüzlerce konu başlığı yükleyebilir. Fakat eskinin ıspanak yemeyen çocuğuna uçak geliyor kandırmacası gibi narasıyla yemek yediriliyorsa, o teknolojinin yaratacağı çocuk sizi de, bizi de yiyebilir.

Yorumlar (0)