/ / / / Annelere çocuklarla ilgili 10 temel uyarı
anneyseneditor

Annelere çocuklarla ilgili 10 temel uyarı

2279 kez görüntülendi 07.04.2013 |
Annelere çocuklarla ilgili 10 temel uyarı

Her anne çocuğunun en iyi olmasını ister. Bunun için düzinelerce kitap okur, çocuk psikolojini yalar yutarız. Ancak ne yaparsak yapalım çocuğumuzun bazı davranışları bizi çok üzer, düzeltmeye çalıştıkça da bütün çabalarımızın nafile olduğunu anlar, sonra da şu cümleyi kurarız; “Çocuk yetiştirmek zor zanaat!”

Evrensel Akademi uzmanlarından Psikolojik Danışman Gözde Avşar, çocuk yetiştirme ile ilgili önemli uyarılarda bulundu. Aslında farkında olmadan yapmamamız gereken şeyleri yaptığımızı görmemiz gerekiyor.
Çocuklarımızın davranışlarını biz şekillendiriyoruz, sonra bu davranışlardan yine biz şikâyet ediyoruz. O yüzden doğru sandığımız bazı yanlışları yapmayı durdurmamız gerekiyor.
1. Çocuğunuza zorla yemek yedirmeye çalışırsanız, yetişkinlik dönemine kadar zorlanmadığı sürece yemek yemeyen bir çocuğa sahip olursunuz. Hiçbir çocuk açlıktan ölmez. Siz ona zorla yemek yedirdiğinizde çocuğunuzun “yemek birileri tarafından zorla yedirilen bir şey zaten, benim yaşamımı sağlıklı bir şekilde devam ettirmek için yemek yemeyi düşünmeme gerek yok, birileri benim yerime düşünüyor” şeklinde düşünmesine yol açarsınız.
2. Çocuğunuz pişen yemeği sevmiyor diye ona alternatif bir yemek daha pişirdiğiniz sürece, makarna, pilav ve köfteden başka hiçbir şeyi yemeyen bir çocuğa sahip olursunuz. Sebze yemeyi seven çocuk ve sevmeyen çocuk diye bir şey aslında yoktur. Bu sizin sevdirebilmenizle ilgili bir durumdur.
Çocuğunuzla birlikte sofraya oturduğunuzda çocuğunuz o günkü yemeği yemeyeceğini söylediğinde “bugün bu yemek var, hepimiz bunu yiyoruz, eğer yemek istemiyorsan odana gidip oyun oynayabilirsin” demelisiniz. Çocuğunuz aç kalacak, belki ağlayacaktır ancak burada kararlılığınızı korumanız önemli.
O sizden gizlice dolaptan gidip bir şeyler yiyecektir, bunu görmemezlikten geleceğiz, ancak çocuğunuz bu kararlılığınızı gördüğünde bundan sonra o yemeği en azından denemek için çaba gösterecektir.
3. Çocuğunuza sorumluluk almayı öğretirken, o sorumluluğu tamamen ona verebildiğinizi görmesi gerekir. Bazen çocuklarımız bir şeyleri öğrenmeye çalışırken, gölgemizi çok fazla üzerlerinde hissetmelerine yol açabiliyoruz. Bunu yaptığımızda çocuğumuz kontrol edilmeyi ve yaptığı işlerin sürekli onaylanmasını bekleyen bireyler haline gelebiliyorlar. Onlara sorumluluk verdiğimizde gerçekten güvenerek verdiğimizi hissettirmemiz önemli.
Burada anne-babaların aklına şu takılıyor, “çocuğuma o sorumluluğu tamamen verip hatalı kısımları düzeltmediğimde olumsuz sonuçlar doğurabilir.” Yapmamız gereken sadece bu konuda bilgilendirmek.
Örneğin; dışarı çıkacaksınız ve çocuğunuzdan üzerini giyinip saçlarını düzeltmesini sonra ayakkabılarını giyip kapıda sizi beklemesini istiyorsunuz. Çocuğunuz üzerine üşümesine sebep olacak kadar ince şeyler giyiyor.
Burada çocuğunuza “Üzerini kendi başına giydiğin için teşekkür ederim, çok güzel olmuşsun, dışarıda hava soğuk görünüyor, ben yanıma bir hırka alacağım, sen de almak ister misin?” şekline bir uyarı yapabilirsiniz.
Çocuğunuz hala bunu yapmak istemiyorsa “peki sen bilirsin” deyip biraz üşümesine göz yumabilmemiz gerekiyor. Böyle olduğunda çocuğumuz bir dahaki sefere daha dikkatli davranacaktır. Ancak onun yerine üzerine bir şeyler giydirip öyle çıkarırsanız, çocuğunuz yine giyinmeyi öğrenmeyip bunu hep sizden bekleyecektir.
4. Çocuğunuza karşı fazla korumacı yaklaşmayın. Şüphesiz ki, hepimiz çocuklarımızın sağlıklı ve mutlu olmaları için çabalıyoruz. Ancak bazen bunu yaparken çocuklarımızın ihtiyacı olandan fazla bir koruma sürecine girebiliyoruz. Unutmamalıyız ki çocuğumuzu ne kadar izole edersek o kadar sağlıksız olmasına sebep oluruz. Yaptırdığımız aşılar çocuklarımıza o hastalığa sebep olan mikroplardan belirli düzeyde vererek vücudun bununla savaşmayı öğrenmesini sağlamak temeline dayanıyor. Günlük hayatta da aynı durum geçerlidir. Çocuğunuz ne kadar mikropla küçük yaşta tanışırsa, vücudu bunlara karşı o kadar dirençli olacaktır. 
5. Evde uyulması gereken bir takım kuralların olması ve bunların çocuklar birlikte belirlenmesi gerekir. Mutlaka yapılmasını istemediğiniz davranışlar, evde uyulmasını beklediğiniz bir takım kurallar vardır. Bu kuralların belirlenip netleştirilmesi, hem onları somutlaştıracak hem de uyulmasını kolaylaştıracaktır.
Bu kuralları çocuğunuzla birlikte belirlemeniz, bu kurallara uyma konusundaki motivasyonu artıracaktır. Hatta sizin ondan bekledikleriniz gibi onun da sizden beklediği bir takım davranışların bu listede olması çocuğunuza çok daha iyi hissettirecektir. Bu kurallara uyulmadığı durumlarda ne yapılacağı da listeye eklenebilir. 
6. Çocuğunuza karşı kararlarınızda her zaman tutarlı olun. Çocuğunuz bir kuralın yıkılabilir olduğunu anladığında artık uymak istemediği her kuralı yıkmak için elinden geleni yapacaktır. Üstelik bir kural yıkılabildiği için diğer kuralı yıkamadığında “bu kuralı da yıkmanın mutlaka bir yolu olmalı” diyerek birçok yöntem deneyecektir ki bunların birçoğu ağlama, bağırma, küsme, isyan etme gibi sizi hoşnut etmeyecek tavırlar olacaktır. En baştan itibaren bir kural konulduysa, ne yaparsa yapsın ondan vazgeçmeyeceğinizi hissettirirseniz, çocuğunuz bu davranışları çok fazla tercih etmeyecektir.
7. Koyduğunuz kurallar açıklanabilir olmalıdır. Çocuğunuza bir şeyi “yapma” dediğinizde aklında oluşan ilk soru “neden” olacaktır. Çocuğunuza sadece “yapma” demek yerine onu yaptığında nasıl bir sonuç oluşacağını açıklamanız gerekir. Aksi takdirde çocuğunuz sürekli olarak yasak şeyleri yapma arzusu taşıyacaktır, çünkü yaptığında ne olacağını hep merak ediyor olacaktır.
8. Gerektiğinde özür dilemeyi bilmelisiniz. Bazen yaptığınız şeyin çok da doğru olmadığını fark edebilirsiniz ancak anne-babanın doğru şeyi yapacağına güvenini yitirtmemesi için yaptığımız davranışın arkasında durmayı seçebiliyoruz.
Böyle bir durumda çocuğumuza doğru değil, yanlışlarını sonuna kadar savunan bir tutum sergilemiş oluyoruz. O bunu yaptığında ise ona kızıyoruz. Bu çelişkiye düşmemek için yanlış yaptığımız bir durumda, “Senden özür dilerim, bu davranışımın doğru olmadığının farkındayım, bir dahaki sefere bununla ilgili daha dikkatli davranacağım” dediğimizde, çocuğumuzun güvenini daha fazla kazanmış olmakla birlikte ona da hatalarında nasıl davranması gerektiği ile ilgili güzel bir önek olmuş oluruz.
9. Çocuğunuzu dinleyin ve fikirlerine önem verdiğinizi hissettirin. Çocuğunuzun kendini ifade edebilen, toplum içerisinde konuşmak konusunda sıkıntı çekmeyen bir birey olabilmesi, çocukluk döneminde onun söylediklerine verdiğiniz önemle şekillenmeye başlar. Eşinizle veya misafirlerinizle yaptığınız sohbetlere çocuğunuzun katılmasına izin verin, söylediklerini dinleyin ve sadece evet-hayır demek yerine, söylediklerine yorum yapın. Sözünüzü keserek lafa girdiğinde bunun doğru bir davranış şekli olmadığını, onu dinleyeceğinizi ancak öncelikle konuşan kişinin lafının bitmesini beklemesi gerektiğini ona hatırlatabilirsiniz.
10. Çocuğunuzu dinleyemeyeceğiniz durumlarda, bunu ona açıkça ifade etmelisiniz. Bazen çocuğunuzu dinlemek için müsait olmayabilirsiniz. O an onu dinleyemeyecekseniz, bunu çocuğunuza açık bir şekilde ifade etmelisiniz. O konuşurken kafa sallayıp dinliyormuş gibi yaptığınızda çocuğunuza rol yapmış olursunuz ve bu onu olumsuz etkiler. Onun yerine “anlattığın şeyi dinlemek çok istiyorum ancak şuan bir şeyle kafam çok meşgul, o yüzden söylediklerine yeterince odaklanamıyorum. Bunu yarım saat sonra konuşalım mı?” diyebilirsiniz.
Onu ne zaman dinleyeceğinizi belirtmek de sürekli olarak bunu ne zaman konuşacağınızı beklemesini engeller ve net bir iletişim kurmuş olursunuz.
Bütün bunları uygularken anne-baba işbirliğini korumak çok önemlidir. Birinizin evet dediği bir şeye biriniz hayır derseniz, çocuk iki taraftan birinin doğru şeyi yapmadığı mesajını alacak ve bir güven zedelenmesi yaşayacaktır.
Bu durumda yine çocuğunuza karmaşık bir mesaj verdiğiniz için isteklerini elde etmek için agresif tutumlar sergileyen bir çocuğa sahip olabilirsiniz. O yüzden “ben bilmem babana sor” gibi cümleleri kullanmak yerine, “bu kararı hep birlikte vermemiz daha uygun olabilir, gel babanın yanına gidip bu konuyu birlikte konuşalım” demek daha uygun olacaktır.
Yine unutmamamız gereken şeylerden birisi de bunları birer defa yaparak bir sonuç beklemememiz gerektiği. Öğrenme, davranış değişikliği ile gerçekleşir ve bu da bir süreç meselesidir. Sonuç almak için sabır göstermemiz ve bunlar istikrarlı bir şekilde uygulamamız gerekir.

Siz Ne Düşünüyorsunuz?