Şafak Patavi Kılıç/Psikoloji
Okula Alışma
Okulların açılması ebeveynlerin ve çocukların yaşamında önem taşıyan süreçlerden biridir. Birçok duyguyu beraberinde getiren bu süreç kimi zaman doğal akışında seyrederken kimi zaman da aileler ve çocuklar için zorlayıcı olabilmektedir.
Ülkemizde okula başlama yaşı 72 ay ( 6 yaş) olarak belirlenmiştir. Aileler çocukları bu yaşa eriştiklerinde “Acaba okula hazır mı?” gibi endişeler taşımaktadırlar. Bir çocuğun 72 ayı dolduruyor olması okula hazır olduğu anlamına gelmemektedir. Okul olgunluğu kavramı birçok farklı kavramın oluşmasını gerektirmektedir. Bunların başında fiziksel olgunluk, zihinsel olgunluk ve duygusal olgunluk gelmektedir. Çocuğun uygun fiziksel becerileri yerine getiriyor olması, duygusal olarak gerekli olgunluğa ulaşması ve bilişsel kapasitesinin akademik beceri düzeyine uygun olması gerekmektedir.
Okul olgunluğuna sahip, okula başlayacak olan çocuklar için o günü yaşamları boyunca olumlu anılarla hatırlamaları önem taşımaktadır. Okula başlama sürecini kolaylaştırmak için ebeveynlere bazı görevler düşmektedir. Örneğin; okulun başlayacağı günden önce çocukları eğitim hayatlarına başlayacakları okula götürmek, birlikte çevreyi ve sınıfı gezmek çocukları rahatlatacaktır. Neden okula başladıklarını, yaşamlarındaki yerini, kuracakları arkadaşlık ilişkilerini çocukların anlayacakları dilde anlatmaları gerekmektedir. Okulun ilk günü ebeveynlerin sakin bir tutum sergilemeleri, duydukları endişeyi çocuklara yansıtmamaları olumlu bir başlangıç için faydalı olacaktır. Okulda kalacağı süreyi, okul çıkışında kullanacağı ulaşım aracını ve sonra evde yapacaklarını anlatmanız konuyla ilgili bilgisini attıracağı için kaygısını azaltacaktır. Vedalaşmayı ne çok kısa ne de çok uzun tutmak gerekmektedir. Çocuğun duyması gerekenleri söylemek, onu evde bekleyeceğinizi belirtmek ve sarılmak yeterli olacaktır. Eve döndüğünde okulda yaşadıklarını anlatması için çocuğu zorlamamakla birlikte motive etmek kurulacak olumlu iletişim içim önemli rol oynamaktadır.
İlkokula başlama çağında olan bazı çocuklar okula gitmeyi şiddetle reddetmektedirler. Okula gitmek istememe ile birlikte sık ağlama, iştahsızlık, uykuda azalma, karın ağrısı, mide bulantısı, baş ağrısı, tutum ve davranış değişikliği gibi belirtilerde baş gösterebilmektedir. Bu gibi durumlarda ebeveynlerin çocukları dinlemeleri gerekmektedir. Çocuğun yaptığı açıklamalar, istedikleri uygun olmasa da yapılacak ilk olumlu davranış çocuğu dinlemek olacaktır. Ebeveynlerin okula gitme konusunda tutumlarının tutarlı olması, anne ve babanın aynı dili konuşuyor olması gerekmektedir. Okula gitmek istemeyen çocuğa “Peki, bugün ne yapmak istersin?” “Sen ne istersen onu yapalım.” demek uygun olmamaktadır.
Bu gibi tepkiler çocuğun okula gitmemek istememe durumunu arttırabilmektedir. İlk olarak çocuğun neden okula gitmek istemediğini anlamak gerekmektedir. Okuldan, eğitimciden ya da sınıf ortamından kaynaklanan bir durumun söz konusu olup olmadığını anlamak faydalı olacaktır. Bu gibi durumlar söz konusu ise okulla iletişime geçmek gerekmektedir. Çoğu zaman da anneden ayrılma kaygısı nedeniyle yaşanılan karmaşık duygular çocukların okula geçiş sürecini zorlaştırmaktadır. Bu gibi durumlarda ise bir uzmandan destek almak gerekmektedir.
Erken çocukluk döneminde anaokuluna giden çocukların ilkokula başlama sürecine daha rahat geçiş yaptıkları, arkadaş ilişkilerini geliştirmede daha sosyal oldukları görülmektedir. Bu nedenle çocukların okula hazırlık döneminde okulla tanışmaları, anaokuluna devam etmeleri önerilmektedir.
22/08/2011 03:05