Prof Dr Y Tarkan Soygür/Çocuk Üroloji

ÇOCUKLUK ÇAĞI İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI VE TEDAVİSİ

1- İdrar yolu enfeksiyonu nedir?

İdrar yolu enfeksiyonları (İYE) çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra en sık karşılaşılan enfeksiyonlardır. En klasik tanımı uygun şekilde alınmış idrar örneklerinde kültürde bakteri üremesidir. Bununla birlikte İYE tanısının nasıl konulacağı halen tartışmalıdır.


2- Enfeksiyon çeşitleri ve enfeksiyonun oluşma nedenleri nelerdir ?

İYE’larını alt (mesane=sistit ve üretrit)) ve üst (böbrek= pyelonefrit) olarak ikiye ayırarak incelemek daha doğru olur. Bu ayırımın nedeni akut pyelonefrit (APN) adı verilen böbreğe ait ateşli üst üriner sistem enfeksiyonlarının öneminden kaynaklanmaktadır. APN iyileşirken özellikle bebek ve çocuklarda böbrekte kalıcı hasar kalmasına yol açabilir. Bu hasarlı (skar) doku ise ileride hipertansiyon, proteinüri ve hatta son dönem böbrek hastalığına kadar ilerleyen klinik tablolara yol açabilir. Skar oluşumun önlenmesinde en önemli faktör APN’in erken tanısı ve uygun ve hızlı tedavisidir.
Genel olarak, İYE kızlarda, erkeklerden daha sık görülmekle birlikte, bir yaşından küçük erkek çocuklarda, özellikle de hayatın ilk 6 ayında, erkeklerde kızlara göre İYE sıklığı daha fazladır. Barsakta normal olarak bulunan bazı bakteriler pediatrik İYE’dan en sık sorumlu tutulan mikro-organizmalardır.
İnfantlarda ve çocuklarda karşılaşılan İYE için en önemli risk faktörleri, yaş, cins, perineal, periüretral ve diğer kolonizasyon faktörleri, doğal bağışıklık, altta yatan yapısal değişiklikler ve genetik ve kazanılmış faktörlerdir. Bunların yanı sıra İYE’na yol açan mikro-organizmanın hastalık yapıcı güç faktörleri de enfeksiyonun gelişiminde ve seyirinde önemli rol oynamaktadır.
Bebeğin intrauterin içinde bulunduğu steril ortam doğum sonrası hızla - özellikle deri ve barsaklar - mikroplar ile karşı karşıya gelir. Daha sonra aşağı idrar kanalı dediğimiz üretra mikroplar ile karşılaşır. Bu Ancak mesane temiz kalır.
Özellikle başka nedenler ile (Orta kula iltihabı, üst solunum yolu enfeksiyonu) ya da gereksiz antibiyotik kullanımının idrar yollarının mikroplar ile bulaşmasını kolaylaştırdığı gösterilmiştir.
Son zamanlarda anne sütünün İYE’lara karşı koruyucu etkisinden bahseden yayınlar göze çarpmaktadır. Anne sütündeki koruyucu antikorlar, halihazırda bulunan mikro-organizmaların yapışmalarına engel olurlar ki bu çoğunlukla enfeksiyonun başlayabilmesi için ilk adım olarak kabul edilir. Ayrıca anne sütü, laktoferin ve oligosakkaridler gibi başka koruyucu maddeler de içerir. Laktoferin sütdeki ana protein olup bakteri, virus ve mantarları öldürebilme özelliğine sahiptir. Oligosakkaridler ise mikroorganizmaların bağlandığı yerlere bağlanarak, yapışmayı engellerler. Sonuç olarak anne sütü ile beslenmenin yenidoğanlarda üst solunum yolu enfeksiyonlarını ve İYE’nı anlamlı olarak azaltıcı etkisi vardır denilebilir.
Özellikle yenidoğan erkek çocuklarda yapılan sünnetin, İYE’larından koruyucu etkisine karşın sünnetin olası komplikasyonları uzun yıllardır tartışıla gelmiştir. Bazı çalışmalarda, ilk 6 ayda, ama özellikle yenidoğan döneminde, sünnet edilen erkek çocukların, sünnet edilmeyen çocuklara göre 4-12 kat daha az oranda İYE geçirdikleri tespit edilmiştir. Ateşli İYE geçiren 1 yaşından küçük erkek çocukların % 90’ının sünnetsiz olduğu ortaya konmuştur.
Kızlarda üretranın kısa olmasının İYE gelişiminde rolü olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte, temizlik şeklinin, perine hijyeninin, yüzmenin ve banyo yapmanın İYE ile direk ilgisinin olmadığı gösterilmiştir. İYE’larında asıl neden bakterinin reseptöre bağlanmasıdır. Bez bağlama döneminde olan çocuklarda gaita ile bulaş olsa da İYE sıklığı artmamaktadır. Ailelere hijyen ile ilgili önerilerde bulunurken, özellikle denizin kısıtlanması sadece çocuk üzerindeki baskıyı arttıracak ancak enfeksiyon sıklığını etkilemiyecektir. Bununla birlikte, sabun gibi irritan maddeler ile yapılan banyoların, yanmalı idrar yapma, idrar bekletme ve kötü işeme şekline yol açarak İYE’na zemin hazırlayabildiği bilinmektedir.
İYE gelişiminde en önemli risk faktörlerinden birisi de işeme bozukluğudur. İşeme bozukluğu, İYE ve vezikoüreteral reflü (VUR) arasındaki ilişki açıkça ortaya konulmuştur. Hatta barasak boşaltım bozuklukları da bu gruba dahil edilerek “disfonksiyonel eliminasyon sendromu” olarak adlandırılmıştır. Özellikle, tekrarlayan İYE ile işeme disfonksiyonu arasında belirgin bir ilişki bulunmaktadır. Benzer şekilde bazı serilerde İYE olan çocukların neredeyse yarısında kabızlık olduğu gözlemlenmiştir. Kabızlığın tedavisinin İYE sıklığını azaltığı orataya konmuştur. Altta yatan işeme disfonksiyonunun tedavisinin enfeksiyonların tedavisinde ve varsa reflünün kendiliğinden düzelmesinde çok önemli rol oynadığı kesindir. İşeme disfonksiyonu, VUR ve İYE birlikteliği renal hasar gelişimi üzerinde de etkilidir. Genellikle iki tip işeme disfonksiyonu mevcuttur.


3- Çocuklardaki idrar yolu enfeksiyonlarının erişkinlerde görülenlerden farkı var mıdır?


Çocukluk çağı İYE’larının en korkulan sonucu, özellikle 2 yaş altında çocuklarda, pyelonefrit ve bunun sonucunda renal hasar gelişmesidir. Renal hasarların çoğu sıklıkla ilk atağı takiben gelişir ve genellikle sınırlı hasarlar şeklindedir. Renal skarı olan çocuklarda ise %10-20 oranında hipertansiyon gelişebilmektedir. Hipertansiyonun skar dağılımından bağımsız geliştiği belirtilmektedir Pediatrik İYE aksi gösterilene kadar komplike olarak kabul edilmesi gereken enfeksiyonlardır. Bu nedenlerle çocukluk çağı İYE’larında mutlaka altta yatan, olası, anatomik (VUR, üretero pelvik darlık vb) ya da fonksiyonel neden araştırılmalı, gerekirse görüntüleme yöntemlerinden faydalanılmalıdır. Bu şekilde ortaya konabilecek yapısal bozuklukların doğru ve erken tedavileri ile İYE’larına bağlı gelişebilecek komplikasyonlar azaltılırken, uzun dönemde hastalara daha iyi bir prognoz sağlanmış olur.


4- İdrar yolu enfeksiyonlarının belirtileri ve tanı yöntemleri nelerdir ?


İnfant ve bebeklerde bazen tek bulgu huzursuzluk, iştahsızlık, beslenmeyi reddetme ya da kilo kaybı olabilir. Ateş her yaş grubu için pyelonefriti düşündüren önemli bir bulgudur. Daha büyük çocuklarda yanmalı idrar yapma, acil idrar ihtiyacı, ani sıkışma ve sıkışarak idrar kaçırma veya idrar sonrası rahatlayamama (tenezm) gibi semptomlar ile karşılaşılabilir.
İYE için en güvenilir tanı kriteri idrar kültüründe üreme olmasıdır. Ancak burada da idrarın nasıl toplanması gerektiği tartışıla gelmektedir. Torba ile alınan örnekte, kültür sonucu negatif ise negatif olarak kabul edilmeli ancak pozitif ise güvenilmemelidir. Suprapubik aspirasyonda, tek bir mikrop görülmesi dahi %99 oranında enfeksiyon tanısı koydurur. Sonda ile alınan örnekte 100 bin ve üzerindeki sayıda basil görülmesi %95 tanı koydurucu iken, bu oran 1000’in altında ise muhtemelen enfeksiyon yoktur. Sünnetli erkek çocuklarda orta akım örneğinde 100 bin ve üzerinde üreme olması enfeksiyonu düşündürmelidir. İdrar kontrolünü kazanmış kızlarda ise tek bir orta akım örneğine güvenmek yerine 2 ya da 3 kez tekrarlamak yoluna gidilmelidir. Görüntüleme yöntemlerine gelince;
Ultrason normal anatomik yapıyı ve obstrüksiyon olmadığını görmek için en uygun inceleme yöntemidir.
Reflü şüphesi varsa voiding sistoüretrografi (VSUG, VCUG) ile reflü araştırması yapılmalıdır. önerilmelidir.
Eğer tanıdan şüphe ediliyorsa APN için en hassas görüntüleme yöntemi dimerkaptosüksinik asit sintigrafisidir (DMSA). DMSA aynı zamanda renal hasar göstermek açısından da oldukça hassas bir yöntemdir.

5- İdrar yolu enfeksiyonlarında nasıl bir tedavi yöntemi izlenir ?

Genel durumu iyi olan, ateşi olmayan, normal kan tablosuna sahip olan, yani genel anlamı ile sorunu olmayan alt İYE tablosundaki hastalarda, amoksisilin, nitrofurantoin, sefalosporinler ya da trimetoprim-sülfometaksazol (TMP-SMX) kullanılabilir. Genellikle erişkinler için kabul edilen 3 günlük kısa doz tedavi çocuklar için tartışmalıdır. Alt İYE tedavisinde 5 günlük standart amoksisilin tedavisinin 3 günlük tedaviye göre daha yüksek kür oranları sağladığı, buna karşın, 3 günlük TMP-SMX tedavisinin 5 günlük standart tedavi ile aynı efektivitede olduğu gösterilmiştir.
APN tedavisinde, özellikle büyük çocuklarda, genel durumu iyiyse ve ağızdan alım mümkünse ağızdan tedavi tercih edilebilir. TMP-SMX ya da sefalosporinler ilk tercih olabilir.. Genel durumu bozuk, toksik tabloda olan, bulantı kusma nedeni ile ağızdan gıda alamayan çocuklarda damardan tedavi tercih edilmelidir. Özellikle 3 aylıktan küçük çocuklarda damardan ampisilin-gentamisin kombinasyon tedavisi uygun bir tedavi seçeneğidir.Bu tedaviye genellikle ateş düşene kadar devam edilip daha sonra oral tedaviye geçilebilir. Tedavi, 10-14 güne tamamlanmalıdır. Genel durumu bozuk olan ve özellikle 3 aylıktan daha küçük çocukların hastaneye yatırlımları uygun olacaktır.
Koruma amacı ile TMP-SMX, 2mg/kg/gün şeklinde, ya da nitrofurantoin, 1-2 mg/kg/gün dozunda, verilebilir. TMP-SMX’e direnç olan olgularda, tadı nedeni ile nitrofurantoin alamayanlarda sefaleksin, 50 mg/kg/gün, ya da sefiksim, 2 mg/kg/gün, kullanılabilir.
Korumaya rağmen tekrar eden İYE olan hastalarda iki farklı antibiyotik ile koruma bir alternatif yaklaşım olabilir. Tekrar için en riskli zaman APN sonrasıdır. APN sırasında tam doz verilen antibiyotik ile profilaktik olarak kullanılacak antibiyotik farklı olmalıdır.

6- İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde antibiyotik dışında da tedavi var mı dır ?

Probiyotikler ve bir takım oligosakkardiler ile ilgili çalışmalar var. Ayrıca ABD’de yapılmış bir kontrollü çalışmada yabanmersini (Cranberry) suyunun İYE’nın önlenmesinde etkin bir yöntem olduğu ortay konmuştur. Bu doğal ürün özellikle genç kızlara İYE’na karşı koruyucu olarak önerilmektedir.
Son söz olarak şunu tekrar belirtmek gerekir ki, çocukluk çağı üriner sistem enfeksiyonları, özellikle ateşli ise, önemli enfeksiyonlardır. Enfeksiyon tedavi edildikten sonra bu çocuk bu enfeksiyonu neden geçirdi diye mutlaka araştırmak gerekir. Özellikle şu 3 sorunun cevabı verilmelidir.
Anatomik problem var mı (Kanallarda tıkanıklık vs)
Veziko-üreteral reflü var mı ?
İşeme disfonksiyonu ve kabızlık sorunu var mı?
Bu sorunlar var ise etkin tedavileri özellikle tekrarlayan enfeksiyonları engelleyecek ve renal hasar gelişme riskini azaltacaktır.

16/12/2009 04:12
Bu uzmana ait tüm makaleler için tıklayın.
www.anneysen.com'da uzman olarak yer almak isterseniz uzmandestek@anneysen.com adresine yazabilirsiniz.
anneysen.com'un içeriği, sadece bilgilendirmeye yöneliktir ve bire bir olarak çözüm, sonuç, hukuki görüş, tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımamaktadır. Burada sunulan bilgilerin kesin doğruluğu garanti edilmemektedir. Uzmanlar’ın kendilerine sorulan sorulara verdikleri cevaplarla, diğer tüm yorum ve yazılarının sorumluluğu tamamen kendilerine aittir. Aynı konuda uzman olan kişilerin aynı konuda birbiriyle çelişik cevap verebildiği haller olabilir ve bu doğaldır. Bu gibi durumlar anneysen.com'u bağlamaz ve bu tür bir şart altında tüm sorumluluk tamamen ilgili uzmanlara aittir. Uzman görüşleri sadece tavsiye niteliğindedir, gerekli görüldüğünde ilgili uzmana başvurmanız önerilir.